• Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
Üyelik Girişi
Videolar

Yeni Yayımlanan Kitaplar

   

İsmail Haqqi His Life Works and Views
Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

ibn rüşd (1. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek



ibn rüşd (2. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek




Dini ve felsefi metinler: Yirmibirinci Yüzyılda yeniden okuma, anlama ve algılama

Bayram Ali Çetinkaya(Editör)

Doğu-Batı: İki Dünyanın Buluştuğu Noktada Düşünce Günleri


Bayram Ali Çetinkaya
bacetinkaya@hotmail.com
Batı ve insanın değer(sizliğ)i / katliamı
03/12/2020


Sevgi ve aklı, kendine ait temel olgular olarak gören Batı ve Avrupa, insanı ve toplumu kutsallaştırarak ‘aşkın olanı’ kendi dünyasından çıkarmıştır. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi kendi bünyesinin temel ilkeleri olarak görmektedir. Kendinin dışındakiler, mirasçısı olduğu Antik Yunan’da olduğu gibi, ‘barbar’ veya en hafif deyimiyle ‘öteki’ durumundadır. İddialarına göre akıl ve bilim, Tanrı’nın onlara verdiği hediyedir. Var olan bütün değerler ve üstünlükler, (sözde) Batı’ya aittir. Diğerleri ise, bahsi geçen değerlerden nasiplenmemiş uygarlık düşmanlarıdır. Dolayısıyla varlıklarının bir değeri bulunmamaktadır. 

Kilise’nin etkisinden ve denetiminden kurtularak (Kilisenin) ‘tanrısını öldürmek’ suretiyle özgürlüğüne kavuşan, böylece insanı her şeyin merkezine yerleştirerek bir hümanizm dönemi başlatan, yine bu Batıdır. İnsanı; öne çıkan, varlık alemindeki en yüksek ve tek değer/ilke gören Batı, Yeniçağı bu duygularla başlatır. İnsanı geliştirmek, kutsamak ve onu en yüce konuma oturtmak artık, Batı için en büyük yegâne gaye ve amaçtır. 

İnsan sevgisiyle dolu olan Batı uygarlığı, evrenselliğini böyle gerçekleştirecek, ‘çocukluk çağında’ olan insanın, artık kendi ayakları üstünde olduğuna kanaat getirerek, ‘baba imajı’ yerine koyduğu tanrı’ya ihtiyacı kalmayacaktı. Zira en değerli olan insandı ve böylece insan ‘her şeyin ölçüsü’ olacaktı. Kendisinin dışındakiler, bu ‘üstün insan’ olma şerefini yakalayabilecekler miydi? Yoksa, Batı için, Batı’nın yararına olan her şeyde, kendilerinden olmayanlar feda edilebilir miydi? Amaçlarına kavuşmak, konforlu ve üstün bir yaşam standardı için başkaları/ötekileri araçsallaştırabilir miydi?

Batı; kan, zulüm ve gözyaşı üzerine kurduğu uygarlıkları, modern zamanlarda daha insanî ve ‘şık’ kavramlarla takdim ve tarif edilebilmekteydi. İki cihan savaşının, milyonlarca insanın can ve bedenin üzerinde gerçekleşmesi, Batının vicdanında bir merhamet yuvası açabilmiş miydi acaba? Sayıların bile saymakta yetersiz olduğu cinayet, katliam ve sömürünün üzeri, hümanist değerlerle örtülebilir miydi? Haçlı seferlerinin canilikleri, Cezayir’deki milyonlarca özgürlüğünü isteyen Müslüman katliamı; Ruanda, Hiroşima,  Nagazaki, Almanya, Bosna, Irak, Suriye, Filistin ve Afganistan’da kanla hayatların kaybeden milyonların kaybı, Batı’nın vicdanını aramıştır.

Merhameti ve sevgiyi ararken, yeni canların yok edildiği haberleri bütün dünyaya yayılmaktadır. Ajanslar şu haberi vermektedir: “Avustralya askerlerinin Afganistan’da 39 sivili öldürdüğü ortaya çıktı. Avustralyalı askerlerin Afganistan'da savaş suçu işlediğine dair iddiaları soruşturan Avustralya Savunma Kuvvetleri Genel Müfettişi tarafından hazırlanan rapor, 39 Afgan sivilin öldürüldüğünü ortaya koydu.” 19.11.2020 (a.a.) 

Haberin devamı şöyleydi: “Avustralya Savunma Kuvvetleri Genel Müfettişi'nin (IGADF) dört yıllık bir soruşturmanın sonucunda hazırladığı ve Afgan sivillerin yasa dışı olarak öldürüldüğünü belgeleyen ‘güvenilir kanıtların’ yer aldığı rapor, Avustralya Genelkurmay Başkanı General Angus Campbell tarafından açıklandı. Yüzlerce tanığın dinlendiği ve 25 askerin karıştığı 57 olayın incelendiği rapordaki bulguları değerlendiren Campbell, raporun bazı askerlerin ‘savaşçı kültürünün utanç verici kaydını’ ortaya çıkardığını söyledi.

Daha da acımasız olanı, bu askerlerin sivilleri öldürürken, herhangi bir kafa karışıklığı içinde olmadıklarının da raporda yer bulmasıdır. “Raporda yer verilen yasa dışı cinayetlerin hiçbirinin ‘savaşın harareti içinde’ tanımlanmadığını ve cinayetlerin bilinçli işlendiğine dikkati çeken Campbell’e göre, hazırlanan belgede ‘faillerin olayları kafası karışmış veya istemeyerek yaptıklarına dair hiçbir bulgu yok.’ 

Generalin Afgan halkından özür dilemesiyle olay kapatılmaya çalışılmaktadır. Üstelik, öldürülen sivillerin yanına (ellerine ve kucaklarına) silah ve bombalar bırakılarak olayın bir çatışma sonucu gerçekleştiği imajı verilmeye çalışılmıştır. 

Avustralya’nın, ABD ve diğer müttefikleriyle devam eden barışı koruma çabalarının (!) bir parçası olarak Afganistan'da yaklaşık 400 askeri bulunmaktadır. Peki, o halde Avustralya ordusunun özel kuvvetleri tarafından 39 Afganlı sivile yapılan (daha fazlası da olabilir) bu hunharca katliamın amacı neydi? 

BBC News-Türkçe’nin verdiği habere göre (19 Kasım 2020), bu genç askerlere, ilk öldürme tecrübesini/deneyimini sivilleri vurarak göstermeleri emredildi. Savaş suçu kapsamına giren bu eylemle ilgili hazırlanan rapor, görgü tanıklarının ifadeleriyle teyit edildi. 

Vahşice ve canice olan bu olay da göstermektedir ki, Batı için, kendinden olmayanın, insan olarak bir değeri yoktur. Diğeri ve öteki, amaca ulaşmak için birer vasıtadan başka bir anlam taşımamaktadır. Avrupa ve Batı, düşünürüyle ve siyasetçisiyle, olmayan değerlerini savunmanın tutarsızlığını ve çelişkisini tartışmalıdır. Bu tartışma ve özeleştiriyle, insanî dersler ve değerler çıkarmaya gayret etmelidir. Aksi takdirde, -sürekli takdim ettikleri - modernlik ve uygarlık elbiseleri üzerinde, tarihten günümüze kadar sıçrayan kan ve gözyaşı, kurumadan sürekli var olmaya devam edecektir. 



17 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Yüksek sanatın varoluşsal değeri - 21/01/2021
Sanattaki özgünlük, bilim ve teknikteki farkındalığı doğurur. Bilim adamı, keşfedeceği sırlara, farklı yollardan giderek ulaşabilir. Vardığı aynı sonuçlara, başka bir bilgin de daha farklı yollardan varabilir. Ancak sanat eseri, kişiye özgüdür.
Yüksek Sanat ve Medeniyet İddiası - 14/01/2021
Sanatla meydana gelen ürün ve eserin yararlı olabilmesi için, yöntem, kural ve bilginin olması zorunludur. Takip edilmesi gereken usuller ve ilkeler görmezlikten gelinirse veya çiğnenirse, sanat da, bilim de, teknik de oluşmaz.
Yüksek İrfan ve Değer - 09/01/2021
Kul, irfanı elde edinceye kadar, aklıyla, ruhuyla ve kalbiyle tüm imtihanların hedefi haline gelir. Kahır ve lütuf, nar ve nur, nimet ve külfet sınavları, âriflerin imtihanlarıdır.
Yüksek teknolojiyle 'öte'lerin keşfi - 31/12/2020
Yüksek düşünmek, en ileri teknolojiye taşıyacaktır. Önce hayal etmek gerekir. Hayaller bütün kapıların anahtarıdır. Hayal etmenin, ikinci aşaması azmetmek olmalıdır.
Yüksek Tefekkür (Çağrısı) - 27/12/2020
Tefekkürün daha ilerisi, kapsamlı, derin boyutu olan yüksek tefekkür; muhakeme, murakabe, şüphe, kaygı, merak gibi daha üst düşünce formlarının ortaya çıkmasına sebep olur.
İstiklal Marşı'nın hüzünlü çocukları (1) - 17/12/2020
Askerliğini Kırklareli’nde yapan Emin, bu dönemde kaldığı koğuştaki arkadaşlarına Kur’ân okuyup, tefsir yapar.Kışlada Kur’ân okuyup arkadaşlarına tefsir yaptığı gerekçesiyle Divan-ı Harb’e verilir.
İstiklal Marşı'nın hüzünlü çocukları (2) - 17/12/2020
Karacabey, Harası’nın koyun ağılında sobasız. Gıdasız, diz boyu pislik içinde titreyen adam, Mehmet Âkif’in oğludur.
Tevazu 'kendini bilmektir' - 10/12/2020
Tevazu sahibi, özel bir muameleye hak kazandığını düşünmez. Çünkü o, samimidir, övgü beklentisine girmez. Alçak gönüllü, methetmeyi de methedilmeyi de sevmez, istemez.
Hakikat(in sırrı) nedir? - 27/11/2020
Hakikatten sapanlar, akıl körlüğüne düşerler, böylece onların idrak melekeleri zayi olur. Hakk’ın dışında hakikati aramak, kaybedenlerin özelliğidir.
 Devamı
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret61219
15 Temmuz Destanı
Ayasofya Camii İbadete Açıldı
Yayımlanan Eserler


Sayıların Gizemi ve Tasavvufun Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
İnsan Yayınları


   İlkçağ Felsefesi Tarihi
Bayram Ali Çetinkaya 
İNSAN YAYINLARI









Yitik Bilgi ve Hikmet
Bayram Ali Çetinkaya





İslam Medeniyetinin Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



İrfan ve Hikmet Peygamberi 
Bayram Ali Çetinkaya
   İNSAN YAYINLARI
   



   Şems-Mevlana Dostluğu
     Bayram Ali Çetinkaya
     İNSAN YAYINLARI
      


Medine'den Medeniyete

Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI
YENİ ÇIKAN ESERLER

                                             
     

   



Doğudan Batıya Düşüncenin Serüveni Semineri


İzmirli İsmail Hakkı
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI