• Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
Üyelik Girişi
Videolar

Yeni Yayımlanan Kitaplar

   

İsmail Haqqi His Life Works and Views
Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

ibn rüşd (1. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek



ibn rüşd (2. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek




Dini ve felsefi metinler: Yirmibirinci Yüzyılda yeniden okuma, anlama ve algılama

Bayram Ali Çetinkaya(Editör)

Doğu-Batı: İki Dünyanın Buluştuğu Noktada Düşünce Günleri


Anasayfa

Uluslararası katılımlı Hacı Bayram-ı Veli Sempozyumu’nun ikincisi 3-4 Mayıs 2017 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde; Ankara Kalkınma Ajansı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ankara Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) ve Kalem Vakfı’nın organizasyonu ile gerçekleşen programda, Hacı Bayram-ı Veli’nin düşün dünyası ele alındı. Sempozyum kapsamında Prof. Dr. Bayram Ali ÇETİNKAYA da bir tebliğ sundu.
13.03.2019
Fuat Sezgin, oryantalistlerin birkaç yüzyıllık gece gündüz yorulmak bilmeyen çalışmalarının bilimler tarihindeki önemini hatırlatırken, bunun çok önemli neticeleri olduğunun farkındadır. Ancak şu itirafta bulunmaktadır: “Bu yerin ne kadar büyük olduğunu gerçeğe yakın bir şekilde öğrenebilmekten çok uzağız veya hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.” Oryantalistlerin binlerce etütlerine, yayınladıkları metinlere, yazdıkları Arap-İslâm edebiyatı tarihlerine, çıkardıkları ansiklopedilere ve dergilere insanlarımızın ‘yabancı’ kaldığını düşünen Sezgin, onlar hakkındaki olumsuz kanaatlerin Mısırlılarca ifade edildiğini belirtmektedir. Böylece oryantalistlerin İslâm bilimlerine hümanist gayelerle değil, misyoner bir ajanda ile yaklaştığı düşünülmektedir. Fuat Sezgin, sonuçları itibariyle ‘oryantalist’ veya ‘müsteşrik’ olgusunun, misyoner veya en azından ‘kuşkulanılan bir tip’ olarak algılandığını düşünmektedir.
10.03.2019
Yunanca bilmelerine ve bütün kadim bilim kitaplarına sahip olmalarına rağmen Yunanlıların mirasçıları Bizans, -Abbasi Halifesi Me’mun’un istediği- ellerindeki külliyatı, yeni bilimlere dönüştüremediler. Ama İslâm dünyası, Fuat Sezgin’e göre, tercüme, anlama, dönüştürme, geliştirme ve katkılarla bilim alanında büyük gelişme kaydetti. Avrupalılar, Müslümanlardan tercüme ettikleri bilimleri, öncesini bilmediklerinden Yunanlıların eserleri olarak tercüme ettiler. Önceyi bilmeyen Batılılar, Müslüman aklını ve birikimini de anlamakta zorlandılar, hatta anlamadılar. Sezgin, onların Müslümanlardan çevirdikleri eserlerin üzerlerine Yunanca bilim adamlarının isimlerini yazma gafletinde bulunduklarına dikkat çekmektedir. Fuat Sezgin, kendisine İslâm dünyasının geçmişindeki yüksek eğitim ve bilimden sonra, günümüzdeki durumu sorulduğunda bu sorunun cevabını vermekte zorlandığını belirtmektedir. Ona göre, Müslümanlar bugünün dünyasında, ilerlemiş ve gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmaktan kurtulmak zorundalar.
07.03.2019
Müslümanların 800 yıl boyunca bilim alanındaki öncü rollerine dikkat çeken Fuat Sezgin, onların keşifler yaparak, ilimleri geliştirerek ve yeni ilimler kurarak geleceğin bilimlerinin ilkelerini belirleyip temellerini attıklarını hatırlatmaktadır. Ancak on altıncı yüzyıldan sonra bilim alanındaki bu öncü rollerini kaybeden İslâm dünyası, zaten Endülüs’ü fethederek, kendi haleflerini (Avrupa) seçmişlerdi. Nitekim Fuat Sezgin, Avrupa’da var olan bilimlerin, aslında İslâm bilimlerinin başka coğrafyalardaki devamı olduğunu söylemekteydi. O, yaptığı çalışmalarla Avrupa’da bulunan/gelişen bilimlerin, Müslüman bilim insanlarının ilerlettiği ilimler olarak kendilerine yabancı olmadığını göstermektedir. Fuat Sezgin, Batı’da bulunduğu sürece, bu bilimleri yabancı bulmadığını, dolayısıyla aşağılık duygusu yaşamadığını samimi bir şekilde bize ifade etmektedir. Bununla birlikte o, böyle düşünmeseydi, büyük bir özgüvenle dünya çapında kendi alanında hiç yazılmamış eserleri asla yazamayacağını ifade etmektedir.
03.03.2019
Seminerini takip ettiği Hellmut Ritter’in öğrencisi olması, onun için kolay olmamıştır. Fuat Sezgin, Ritter’in öğrenciliğine talip olduğunda ilk olarak ‘kaç saat çalışırsın?’ sorusuna muhatap olur. Zihninde bir hesap yapar: uyku, yemek ve dinlemeye sekiz saat ayırdığında geriye on altı saat kalmaktadır. O da hemen şu cevabı verir: “On altı saat çalışabilirim.” Ritter, Sezgin’in verdiği cevaptan memnun kalmaz. Öğrenci olma talebini reddeder. Sezgin, o gece uyuyamaz, öğrenciliğe kabul edilmemekten dolayı rahatsız olur. Ertesi gün,‘yirmi dört saat çalışırım’ diyerek tekrar talepte bulunur. Ritter, bu cevap üzerine Fuat Sezgin’in talebesi olma isteğini kabul eder.
28.02.2019
Fethedildikten sonra bir daha gayr-ı müslim toprağı olmayan, 1500 yıl boyunca Müslüman beldesi kalan Diyarbakır, ‘ne altından ne üstünden’ hiçbir zaman işgale uğramamıştır. Onu fetheden sahabîler, kendilerinden önce gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerle kucak kucağa mübarek kabirlerinde komşudurlar. Anlatılanlara göre, Mekke ve Medine’den sonra en fazla sahabî kabri bu ruhanî şehirde bulunmaktadır. Tarih boyunca ilim, kültür ve sanat merkezi olmuş Diyarbakır, eğitim kurumlarıyla kadim eserleriyle, müzik ve yemek kültürüyle çağları beslemiş, ruhları ve bedenleri doyurmuştur. Diyarbakır, evrensel bir âlim olan Fuat Sezgin’in doğduğu Bitlis’e komşudur. Bu çerçevede İslâm şehri Diyarbakır, Kadim Akademi, İlim Yayma Cemiyeti ve Kayapınar Belediyesi’nin ortaklığıyla gerçekleştirilen önemli bir kongreye ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda Uluslararası İslâm Bilim Tarihi ve Fuat Sezgin Sempozyumu, dünyanın bilim merkezlerinden gelen çok sayıdaki ilim insanının araştırmalarını sunduğu bir bilgi şölenine dönüştü.
24.02.2019
Kutsalın meyveleri olan akıl ve erdem, insana önce okumayı sonra da kalemle yazmayı öğretti. Kalemin yazdıkları kelamla varlık kazandı; kağıt ve kitapla da hayat buldu. Nihayetinde kalem, kelam ve kitap birbirlerini tamamlayan üçlü bir harmonidir. Birisinin yokluğu, diğerleri için bir eksikliktir. Levh-i mahfuzda yazılanlar, erdemin ve mutluluğun gerçekleşmesi için dünya âlemini bir imkânlar alanı görmektedir. Mutluluk, kutsal ve aşkınlığın manevî zevkiyle kemale ulaşır. Ancak inanç ve metafizik alan, büyük ruhî lezzetler yaşatmakla birlikte, istismar ve ihtirasların vasıtası haline de gelebilir. Bunlara karşı yapılması gereken, fazilet zırhına bürünmektir. Bu koruyucu kalkan, hazzın her türlüsünü bertaraf etmeye muktedirdir. İlahî uyarıların ibretlerle buluşması, erdemsizliğin ortadan kalkarak, huy haline gelmesini engellemektedir.
21.02.2019
Allah’a adanma, ilahî olana karşı ihtiram, mukaddesatın en üst kutsallarıdır. İnsanlık tarihi, bir anlamda kutsalın da tarihidir. Devletler ve medeniyetler, kutsallar üzerine inşa edilmiş uygarlık birikimleridir. Mukaddesleri olmayan hiçbir toplum, uzun ömürlü varlık gösterememiştir. Aziz kabul edilen ve uğrunda ölümü göze alınan değerler, cesaret ve varoluşun simgeleri olmuşlardır. Tevhid çizgisinde varlık kazanan mukaddes ilkeler, insanlığa değer, sevgi ve barış taşımışlardır. Bunun sonucunda ahlâkî olgunluk, insanî şeref ve onur, bir başka ifadeyle beşeriyetin değeri ve kazanımları hâsıl olmuştur. Kutsala hürmet ve saygınlık, amaç yerine araç haline dönüştüğü dönemlerde yıkım başlamıştır. Felaket ve sefalet, kutsalları yok etmeye, onları vasıta haline dönüştürerek dünyevi rant ve menfaate tahvil etmeye çalışanların sonu olmuştur.
18.02.2019
Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya 15-17 şubat 2019 tarihlerinde Diyarbakır'da gerçekleşecek “Uluslararası İslam Bilim Tarihi ve Fuat Sezgin Sempozyumu”nda “İhvan-î Safa Felsefesinde Bilimler ve Tasnifi” başlıklı tebliği sunacaktır.
13.02.2019
Hazırlığı uzun ve meşakkatli yemek ve ikramlar, ziyaretin bereketini kaçırmaktadır. Uzun süren, gereğinden fazla ve çok çeşitli ikramları hazırlamaya iten misafirlikler, ev hanımlarına büyük meşakkat yüklemekte ve onları bezdirmektedir. Bundan dolayı ziyaretler yerini, tatlı zaman dilimleri yerine gösterişin sanallığına bırakmaktadır. Daha da kötüsü, misafir istenmemesi halleri bile zuhur edebilir. Misafir, eve gelen müfettiş değildir. O, hayırlı ziyaretçi, ev sahibi ve sahibesinin kendisinden huzursuz olmadığı kişidir. Zira misafirlik bereket kapısından içeri girmektir. Misafir gelmeyen ev, gariptir, mahzundur.
13.02.2019
 9  ...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret48370
YENİ ÇIKAN ESERLER

                                             
     

   



Doğudan Batıya Düşüncenin Serüveni Semineri

Yayımlanan Eserler

Yitik Bilgi ve Hikmet
Bayram Ali Çetinkaya





İslam Medeniyetinin Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



İrfan ve Hikmet Peygamberi 
Bayram Ali Çetinkaya
   İNSAN YAYINLARI
        İlkçağ Felsefesi Tarihi
Bayram Ali Çetinkaya 
İNSAN YAYINLARI


   Şems-Mevlana Dostluğu
     Bayram Ali Çetinkaya
     İNSAN YAYINLARI
      


Medine'den Medeniyete

Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

İzmirli İsmail Hakkı
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI