• Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
Üyelik Girişi
Videolar

Yeni Yayımlanan Kitaplar

   

İsmail Haqqi His Life Works and Views
Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

ibn rüşd (1. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek



ibn rüşd (2. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek




Dini ve felsefi metinler: Yirmibirinci Yüzyılda yeniden okuma, anlama ve algılama

Bayram Ali Çetinkaya(Editör)

Doğu-Batı: İki Dünyanın Buluştuğu Noktada Düşünce Günleri



İzmirli İsmail Hakkı
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



Anasayfa

1925’den 1936 yılına kadarki dönemde, Âkif, çocuklarıyla ilgili birçok bilgiyi mektuplarında anlatır. Evlatları içinde Emin’in ismi daha çok geçmektedir. Mısır’a gittiği ilk seferinde, Türkiye’de kalan oğlu Emin ile ilgili aldığı bilgiler, Millî Şâirimizi çok üzer ve hüzünlendirir. Bunun üzerine yakın dostu Fuat Şemsi’den yardım talebinde bulunur. Ancak Emin’i, yanında Mısır’a götürdükten sonra onunla bizzat ilgilenir, eğitimiyle uğraşır. Oğlu Emin ile ilgili müspet gelişmelerden çok memnun olur ve dostlarıyla bu güzel durumu paylaşır. Ancak Mehmet Âkif’in oğlu Emin, askerliğini yapmak üzere Mısır’dan Türkiye’ye döndüğünde her şey yeniden başlar. Askerliğini Kırklareli’nde yapan Emin, bu dönemde kaldığı koğuştaki arkadaşlarına Kur’ân okuyup, tefsir yapar. Ancak bu durum, kışla içindeki bazı insanları rahatsız eder. Kışlada Kur’ân okuyup arkadaşlarına tefsir yaptığı gerekçesiyle Divan-ı Harb’e verilir.
17.12.2020
Sözde ilim erbabı, cehaletin gücüyle enaniyetin onu şımartmasıyla kendisini yarı-tanrı zanneder. Zanneder ki, bilgi, onunla kemâle erer. İnsanlığın kurtuluşunu kendisinde vehmeden bir “mesih”/kurtarıcıya dönüşür. Uyarıcı ve kurtarıcılık, onda birleşmiş, hakikat onda tecessüm etmiştir. Bilmez ki, Hatemü’l-Enbiya’nın (s) dediği gibi, “iman çıplaktır; onun örtüsü takva, süsü hayâ ve meyvesi ilimdir.” (Ebu Derda) İnsanların arasında nübüvvet makamına en yakın olanlar, ilim erbabı ve Allah yolunda çalışan ve savaşanlardır (cihad ehli). İlim ehli, insanlığı, peygamberlerin getirdiği ilahî ilke ve düzene yönlendirir. Cihad ehli olanlar ise, bu ilahî nizamı silahlarıyla muhafaza etmek için tüm varlıklarıyla mücadele ederler. (Ebu Nuaym)
10.12.2020
Tevazu ehli, Hakk’ın rızasına talip olan yüce gönüllü nahif kişidir. İnsanlardan ‘yüz çevirmeyen ve böbürlenerek’ yürümeyen mütevazı, kibir ve kendini beğenmişlikten uzak hayatı tercih eder. Tevazu, zarafetle güzellikleri taşır ve dağıtır. Yumuşaklığın bulunmadığı yerde, çirkinlik ve şer hayat bulur. Kötü ve şerri giderecek ise, tevazunun dili güzel sözden başkası değildir. Güzel söz, kendinden verilmiş bir infaktır, sadakadır. Yani güzel söz dağıtıldıkça tevazunun zâhir olup yaygınlaşmasına vesile olur. Affetmek ve bağışlamak, mütevazı olanın sıfatıdır. Bağışladıkça, affedenin şerefi, Hakk’ın huzurunda artar, ziyadeleşir. Rahman’ın nezdinde izzet ve şeref kazanmak, sade ve gösterişsiz olmakla gerçekleşir. Nihayetinde iman artar, ihlas kuvvetlenir, ihsan ziyadeleşir.
10.12.2020
İnsan sevgisiyle dolu olan Batı uygarlığı, evrenselliğini böyle gerçekleştirecek, ‘çocukluk çağında’ olan insanın, artık kendi ayakları üstünde olduğuna kanaat getirerek, ‘baba imajı’ yerine koyduğu tanrı’ya ihtiyacı kalmayacaktı. Zira en değerli olan insandı ve böylece insan ‘her şeyin ölçüsü’ olacaktı. Kendisinin dışındakiler, bu ‘üstün insan’ olma şerefini yakalayabilecekler miydi? Yoksa, Batı için, Batı’nın yararına olan her şeyde, kendilerinden olmayanlar feda edilebilir miydi? Amaçlarına kavuşmak, konforlu ve üstün bir yaşam standardı için başkaları/ötekileri araçsallaştırabilir miydi? Batı; kan, zulüm ve gözyaşı üzerine kurduğu uygarlıkları, modern zamanlarda daha insanî ve ‘şık’ kavramlarla takdim ve tarif edilebilmekteydi. İki cihan savaşının, milyonlarca insanın can ve bedenin üzerinde gerçekleşmesi, Batının vicdanında bir merhamet yuvası açabilmiş miydi acaba?
03.12.2020
Hakikati inkâr edenler, zannın ve şüphenin kölesidirler. Körlük, hakikati perdeleyemez. Hakikat, güneş gibi apaçık şavkını bütün yüreklere taşır. İçinde tevhidin hayat sırrını götürerek, istikametin yolcularına dosdoğru yolu gösterir. Hakikatin sırrıyla ikrama ve muştuya nail olanlar, varlığın tabiatına yönelirler ve onu anlamaya çalışırlar. Hakikatin hükmü, arayanlar için zâhirdir. Dünyaya gelmiş varlık insan, ilâhî gerçekliği arayan bir kâşiftir. İlk yaratılışın sırrından başlayarak, el-Evvel ve el-Âhir’i, yani hakikati aramaya girişir. İbrahim’in hakikat arayışı, insanlığın var oluşunun provasıdır. Hakikat sırrı, İbrahim’in arayış seyahatinin akıbetiyle ilgilidir ve ona bağlıdır. Mutlak Varlık, Allah, tevhid sahibinin en yakın hakikat dostudur.
27.11.2020
Görünmeyen Üniversite Mehmet Zahid Kotku Efendi’dir. O, Osmanlı mirasçısı yeni Türkiye’nin gönüllerini ve ruhlarını inşa eden âriflerinden birisidir. Ahlâk ve ‘nesfin terbiyesi’ kadar, maddî kalkınma ve terakki (ilerleme) konusunda hassas olan Mehmet Efendi, dünyayı ve seküler alanı kutsayanlara karşı da ikazlarda bulunmayı ihmal etmez. Nefsin, şeytanın ve şehvetin esiri olan ruhları, uyarılarıyla gafletten uyandırma vazifesini uzun ömrü boyunca her dâim yerine getirmiştir. Mehmet Efendi, eserleriyle insanı inşa etmeye gayret etmiş, böylece yerli ve millî zihniyetin yollarını göstermeye çalışmıştır. Mehmet Zâhid Efendi, Ayet ve Hadislerden Dualar ve Zikirler (Evrâd-ı Şerif) adlı eserinin girişinde, kısa ve özlü hayat prensiplerine bağlanmayı, istikametin dosdoğru olmasını göstermeye çalışan ‘Sağlam İpe’ tutunmayı öğütlemektedir. Anadolu irfanın imbiğinden çıkan sırlı ve hikmetli sözler, kalpleri, gönülleri ve zihinleri tevhidin gücüyle mayalamaktadır.
20.11.2020
İstasyon içinde, bir bekleme salonu ve bir de memurun kalması için barınak şeklinde mekân bulunmaktadır. Tren istasyondaki memurun ve ailesinin hali çok perişandır. Sefalet, fakirlik ve yokluk ailenin üzerinde belli olmaktadır. İnsanların oturması için sandalye dahi olmayan bu yerde, oturmak için ancak otla doldurulmuş minderler bulunmaktadır. Çöldeki tren istasyonunda kalan bu aileyi, yakında gerçekleşecek bir doğum beklemektedir. Nitekim istasyon memuru, Âkif ve Teşkilat-ı Mahsusa’yı kuran Eşref Kuşcubaşı’dan, çaresizlik içerisinde, utanarak ‘sizde eski çamaşırlar varsa bari verin de doğacak çocuğa saralım’ diyerek mahcup bir şekilde yardım talebinde bulunur. Yani üç-beş gün içinde doğacak çocuğu saracak bez ve kıyafet bile bulunmamaktadır.
13.11.2020
İslâm birliğini savunan din âlimi vaiz, şair, hafız Âkif, halkı aydınlatır, milleti bilinçlendirmeye çalışır. Bunu yaparken de ailesini ihmal etmez; Mısır’da iken, çocuklarını okutmak için hamallık bile yaparım diyecek kadar da cesur bir ruh halini taşımaktadır. Din, kutsal ve inanç, onun temel ilkeleridir. Onlara saygısı sınırsızdır. Nitekim torunlarının aktardığına göre, Âkif, hiçbir zaman ezanı oturarak dinlemezdi. Bunun için İstiklal Marşı’nı nasıl yazdınız? sorusuna; İstiklal Marşı ‘iman’la yazılır diye cevap vermektedir. Âkif nasıl yazar? Sorusuna kendi ifadesiyle: “Çok uğraşırım, epey çalışırım… Mevzuyu uzun boylu kafamda işlerim. Nihayet kâğıt üzerine naklederken de hayli yorulurum.” Âkif’in tat aldığı bütün zevkleri, sevdiği eserleri okumak, hoşlandığı mevzuları yazmak için uğraşmak, nihayet düşünmek, yapayalnız bir köşeye çekilerek sessiz sedasız düşünmek …
06.11.2020
Oğlu Emin’in anlattıkları, Mehmet Âkif ve ailesinin Kurtuluş Savaşı’nda yaşadıklarını doğrulamaktadır: “Kastomonu’da kalan validem Ankara’ya bizim yanımıza gelmek istiyor, bu hususta babama üst üste haber gönderiyordu. Her şeyden evvel onlara münasip bir ev bulmak icap ediyordu. ….Kebapçı Hacı Kadri Ağa evinin müstakil bir bölümünü babama terk etti. Bunun üzerine annem kardeşimle birlikte Kastamonu’dan Ankara’ya geldiler. Artık Ankara’da ailece yerleşmiş idik. Mehmet Âkif bu sıralarda İstiklâl Marşı’nı yaratmış bu muvaffakiyeti 500 lira nakdî mükâfat ile taltif edilmişti. Babam o esnada 500 liraya gerçekten muhtaç bir adamdı. Fakir idi. Parası yoktu. Lâkin malum olduğu gibi gönlü çok boldu. İyi biliyorum ki, babam bu parayı almadı, onu Kızılay’a terk etti…” (Emin Ersoy, Babam Mehmet Akif, 80-81) Emin Ersoy’a, ‘babasının kendisine ne bıraktığı sorulduğunda’, verdiği cevap Âkifçe bir söyleyiş tarzıdır: ‘Muhteşem bir isim ve gurur. Başka hiçbir şey bırakamazdı. Çünkü bırakılacak bir şeyi yoktu.’
28.10.2020
Dönemin şöhretli pehlivanlarını tanıyan ve onlardan güreş dersleri de alan Mehmet Âkif, bu sahada tanınan ve kendi mahallesinde oturan Kıyıcı Osman’ın öğrencisi olmuştur. O, aynı zamanda çevre, şehir, kasaba ve köylerde düzenlenen güreş müsabakalarına katılmaktan hoşnut kalmıştır. Âkif, pehlivanlığı basit bir spor olarak değerlendirmez. O, güreşçileri içki içmeyen, fuhuş yapmayan, dürüst, temiz insanlar olarak tarif eder. Nitekim Mehmet Âkif nezdinde Kur’ân’lı ev ile ‘pehlivanlı mahalle’, ümmetin gençliğini, kötü alışkanlık ve zararlı eylemlerden koruyacak iki önemli mekandır. Okul yıllarında derslerinde başarılı olan ve istikrarlı bir çizgi çizen Âkif, bahsi geçen aktivitelerden hiçbir zaman uzak kalmamıştır. On dört yaşında yağlı güreşe başlamış, on altı yaşlarında köy düğünlerindeki güreşlere katılmıştır. Uzun mesafeleri yürümek Âkif için, sıradan bir alışkanlıktı. Fatih’ten Halkalı’ya yürüyen Şairimiz Halkalı’dan Çatalca’ya kadar yürüyerek oradaki köylere giderdi.
21.10.2020
 9  ...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret69433
15 Temmuz Destanı
YENİ ÇIKAN ESERLER

                                                                                            
                                                                                        
                                                      
                                                   
     





Ayasofya Camii İbadete Açıldı
Yayımlanan Eserler


Sayıların Gizemi ve Tasavvufun Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
İnsan Yayınları


   İlkçağ Felsefesi Tarihi
Bayram Ali Çetinkaya 
İNSAN YAYINLARI









Yitik Bilgi ve Hikmet
Bayram Ali Çetinkaya





İslam Medeniyetinin Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



İrfan ve Hikmet Peygamberi 
Bayram Ali Çetinkaya
   İNSAN YAYINLARI
   



   Şems-Mevlana Dostluğu
     Bayram Ali Çetinkaya
     İNSAN YAYINLARI
      


Medine'den Medeniyete

Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI