• Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
Üyelik Girişi
Videolar

Yeni Yayımlanan Kitaplar

   

İsmail Haqqi His Life Works and Views
Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

ibn rüşd (1. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek



ibn rüşd (2. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek




Dini ve felsefi metinler: Yirmibirinci Yüzyılda yeniden okuma, anlama ve algılama

Bayram Ali Çetinkaya(Editör)

Doğu-Batı: İki Dünyanın Buluştuğu Noktada Düşünce Günleri



İzmirli İsmail Hakkı
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



Anasayfa

Topçu, yeni özgün bir mektep arayışındadır. Zira bu mektep, Hakk’a götüren bir yol ve aydınlığa açılan bir kapıdır. Ancak düşünürümüz, mektebin bugün için gençliğe ‘karakter mayası aşılamadığına’ dikkat çekmektedir. Bundan dolayı millî mektebin gerekliliğini savunan Nurettin Topçu, ruh ve ahlâk mektebi inşasına inanmaktadır. Ona göre, ‘yeni mektep, düşünen ve seven insan yerine usta adam, çok kazanan adam yetiştirecektir. Lakin bu insan, içinde bunaldığımız bu karanlıktan bizi kurtaramayacak.’ Yapılması gerekeni Topçu, ‘insan mektebi’ inşa etmekle tasvir etmektedir. İnsan mektebi bizi ruhumuza kavuşturacak okuldur. Bu okul, Nurettin Topçu’nun ifadesiyle ‘her hareketimizin ahlâkî değeri olduğunu tanıtsın; hâyâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin; her ferdimizi milletimizin tarihi içinde aratsın; vicdanlarımıza her an Allah’ın huzurunda yaşamayı öğretsin.’
16.04.2021
Nurettin Topçu, modern zamanlarda Amerikan eğitim sistemini model alan birtakım münevverlerin varlığına dikkat çekmektedir. Amerikan maarif sisteminin tercih edilmesi sonucunda Türkiye’deki ruhçu anlayışlar, maddeci anlayışlara doğru bir sürece evrildi. Topçu’ya göre ruhun boğulmasıyla birlikte milletin ruhunun hayat damarları tıkanarak, nefessiz kaldı. Ahlâk ve kültür gerileyerek pozitivist ve materyalist eğitim sistemi, fen ve teknik merkezli olarak kaldı. Dolayısıyla çocuk ve gençlerin, harf devriminin etkisiyle birlikte millî kültürle olan bağları koptu. Kültür ve dilin yitirilmesi, felsefî düşünceyi sönük hale dönüştürdü. Zira felsefenin ve hikmetin ana kaynağı din ve kültür iken, onların kaybolmasıyla özgür ve özgün düşünce alanında istenilen gelişmeler kaydedilemedi.
11.04.2021
Gençliğin hayat serüveninde yaşadıkları ümitsizlikler ve başarısızlıklar, Topçu’nun gözünden kaçmaz. O, yaşananların gençliğin yollarını şaşırarak onları başka ümitsizlik ve imansızlık mecralarına taşıdığı düşünür. Nitekim onun ifadesiyle ‘Kendine güvensizlik, kuvvete teslim eder. İradenin gevşemesi kaderci yapar.’ Umudunu yitirmiş yeni nesil, Batı’ya öykünerek yaratıcı ve üretici kabiliyetini kullanmaz, taklitçiliğin basit faili haline dönüşür. Kayıp yüzyılları sırtında taşıyan bu gençlik, çağdaşlaşma hamlelilerinin kurbanı olmaktan kurtulmaz. Sorunların çözümü konusunda arayışları hatırlatan N. Topçu, hayatın bütün evrelerinde bir mücadeleden bahseder. Hayat ve fikir savaşında, düşmanın silahını kullananları eleştirir. Zira ona göre ‘Ruh ve dava cephesinde düşmanlarla aynı silahları kullanmanın düşman ruhuna minnettarlık olduğunu bilmediler. Düşmanın başvurduğu vasıtalarla anlaşmanın sonunda düşman ruhuna teslim oluşun gerçekleşeceğini düşünmediler.
04.04.2021
Yaşadığı dönem ve ondan önceki üç asır, Nurettin Topçu için, kayıp yüzyıllar olarak görülmektedir. Kayıp ve ruhtan uzaklaşılan bu asırlarda, en büyük hasar gençlik üzerinde gerçekleşir. Gençlik, Topçu’nun gözünde, ‘geleceğin tohumudur.’ Her dönem gençliği, kendi enerjisini harcayabileceği bir ortamda hayatını sürdürür. Bizim gençliğimizin kendine örnek aldığı Batı, gençlik çağını on dokuzuncu yüzyılda romantizm içinde geçirdi. Siyaset, hukuk ve ahlâkta derin izler bırakan romantizm, etkisiyle Batı’ya gençlik dönemini yaşattı. Bu haliyle Batı, dünyanın önemli coğrafyalarını tesiri altında bıraktı. Böylece Topçu’ya göre, ‘Batı’nın Beethoven, Goethe, Lamartine ve Hugo gibi hiç ölmeyecek çocukları, ruh dünyasında ebedî gençlik aşısı yaptılar; yeryüzüne ümit, aşk ve iman ışıklarını serptiler.’
04.04.2021
Şu halde, yurt dışına öğrenci gönderirken iki yüzyıllık tecrübeyi göz önünde bulundurarak stratejik ve analitik bir yöntem izlemek gerekmektedir. Eğitimi ve uzmanı ülkemizde olmayan, ancak yurt dışında alınabilen sahalarda, ülke dışına talebe göndermemiz yerinde olacaktır. Giden öğrenciyi yurt dışındaki danışmanın yetkisi kadar ülke içindeki rehberine de aynı seviyede sorumluluk verilmelidir. Sadece diploma ve çıkış belgesi istenmemelidir. Uzun bir eğitimin sonuçları, gerekirse bir komisyon önünde belirli aralıklarla değerlendirilmelidir. Yurt dışından gelen öğrencilere yerinde rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmelidir. Onları sadece hizmet alan ‘müşteri’ gibi görmemek, medeniyet tasavvurumuz açısından çok önem arz etmektedir. Dil, kültür ve medeniyetimizle ilgili bilgi ve malumatla onları donatarak ülkelerine yolcu etmemiz, evrensel iddiaları olan ülkemiz için hayati derecede ehemmiyetli bir husustur.
24.03.2021
İki asırdan fazla bir zamandır yurt dışına lisans, yüksek lisans ve doktora yapmak için gönderilen öğrencilerin, bir kısmı hiç dönmedi, bir kısmı eğitimini bitiremeden döndü, bir kısmı da başarıyla bitirerek döndü. İyi bir rehberlik ve danışmanlık hizmeti yapıl(a)madığı için, giden öğrencilerin eğitimleri ve yaptıkları tezler yeterince sorgulanmadı, araştırılmadı. Özellikle doktora tez konuları, çoğunlukla gittikleri ülkelerdeki danışman hocalarının ‘ceberut’ oryantalist tavırları sebebiyle bize ait mevzulardan oluştu. Kimi istediği konuyu bitirmeye daha elverişli olsun diye, İslâm, Osmanlı ve Türkiye’yle ilgili mevzuları almayı tercih etti. Danışmanları da bir ‘oryantalist’ gibi, kendilerini, yani Batı’yı (Avrupa’yı) ve onunla ilgili konuları tez konusu olarak çalıştırtmadı.
19.03.2021
Ermeni cemaatinden gelen talep üzerine, Paris’te Mekteb-i Muradyan isimli bir okul daha açılır. Ders müfredatı ve okutulacak kitaplar, Osmanlı Maarifince belirlenir. Ermeni öğrenciler, kendilerinin din dersi alamadıkları şikayetinde bulunurlar. Bunun üzerine İstanbul’dan Ermeni Gregoryan Patriği’nden papaz talep edilir. Mekteb-i Osmanî bünyesinde Hıristiyan öğrenciler için bir ibadet yeri hazırlanır ve İstanbul’dan maaşı Osmanlı devletinden karşılanmak üzere bir papaz gönderilir. Onların Türkçe dersini de Mekteb-i Osmanî’nin hocası Selim Salim Efendi verir. Gerçekte Avrupa’ya ilk öğrenci gönderen Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dır. Osmanlı’dan on yedi yıl önce 1813 yılında, Mehmet Ali Paşa, İtalya’nın Milano, Floransa ve Roma şehirlerine askerlik, harp gemileri inşası, matbaacılık, hendese ve diğer yeni teknikleri öğrenmeleri için, -ilk on yıl içinde- yirmi sekiz öğrenciyi, gözetmenleriyle birlikte gönderir. Böylece kontrollü bir öğrenci gönderilmesi gerçekleşir.
11.03.2021
Yurt dışına öğrenci gönderme, II. Mahmut’la (1801-1839) başlamıştır. Sultan’ın buna ihtiyaç duymasına sebep olan olayların başında; Rus ordusu yenilgisi, Yunan bağımsızlık savaşı ve Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’ya karşı verilen mücadelede başarısızlık söylenebilir. Bunun sonucunda II. Mahmut, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı kaldırır, yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kurar. Bir taraftan da II. Mahmut, nitelikli uzman açığını gidermek amacıyla Mehmet Ali Paşa’dan talepte bulunur. Paşa da, ‘Müslümanlar arasında henüz modern askerlik ve fenden anlayan olmadığı’ cevabını verir. Böylece Sultan, beklediği yanıtı müspet olarak alamaz. Osmanlı Sultanı II. Mahmut, 1827 yılında Mühendishaneyi genişleterek Bahriye Mühendisini ayırır. Akabinde 1835 yılında Harp Okulu’nun açılmasını, ordunun modernizasyonu açısından bir açılım olarak değerlendirmek gerekir. Okullarda eğitim dili Fransızca olduğu için yabancı dil bilmek bir zorunluluk arz etmekteydi.
11.03.2021
Yurt dışına öğrenci gönderme, II. Mahmut’la (1801-1839) başlamıştır. Sultan’ın buna ihtiyaç duymasına sebep olan olayların başında; Rus ordusu yenilgisi, Yunan bağımsızlık savaşı ve Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’ya karşı verilen mücadelede başarısızlık söylenebilir. Bunun sonucunda II. Mahmut, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı kaldırır, yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kurar. Bir taraftan da II. Mahmut, nitelikli uzman açığını gidermek amacıyla Mehmet Ali Paşa’dan talepte bulunur. Paşa da, ‘Müslümanlar arasında henüz modern askerlik ve fenden anlayan olmadığı’ cevabını verir. Böylece Sultan, beklediği yanıtı müspet olarak alamaz. Osmanlı Sultanı II. Mahmut, 1827 yılında Mühendishaneyi genişleterek Bahriye Mühendisini ayırır. Akabinde 1835 yılında Harp Okulu’nun açılmasını, ordunun modernizasyonu açısından bir açılım olarak değerlendirmek gerekir. Okullarda eğitim dili Fransızca olduğu için yabancı dil bilmek bir zorunluluk arz etmekteydi.
11.03.2021
Üç güzel ay, içinde onları aydınlatacak dört kandilin şavkıyla daha güzel bir hale gelmektedir. Ramazan’ın müjdecisi Recep ayında, üç ayların kapısı Regaip Kandili bulunmaktadır. Recep ayının kandil(ler)i tek geceyi aydınlatmaz. İkinci mübarek bir kandili daha vardır. O da üç ayların kilidi, aşkın makam ve ikramlara yükselişin gerçekleştiği Miraç Kandilidir. Üç güzel ayın anahtarı ise, Berat Kandilidir. Berat kandili, üç ayların tam ortasında bir terazi gibidir. Üç ayların ikincisi Şaban ayının Berat Kandili, maddî ve manevî her şeyin tartıldığı bir denge gecesidir. Berat Kandilinin anahtarı, her kurtuluş ve felah kapısını sonuna kadar açar. Maddî ve manevî kirlerden arınan ve ruh dinginliğine ulaşan mü’min, temiz beden ve ruhuyla Kur’ân’ın indiği güne, Ramazan ayının ‘meçhulü’ Kadir gecesinde ulaşır- ve o gecede Kur’ân’la buluşur-. ‘Meçhulde bereket vardır’ diyen ârifler, Ramazan’ın ruhaniyetine dikkat çekmektedirler.
05.03.2021
 1  ...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret65556
15 Temmuz Destanı
YENİ ÇIKAN ESERLER

                                                                                            
                                                                                        
                                                      
                                                   
     





Ayasofya Camii İbadete Açıldı
Yayımlanan Eserler


Sayıların Gizemi ve Tasavvufun Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
İnsan Yayınları


   İlkçağ Felsefesi Tarihi
Bayram Ali Çetinkaya 
İNSAN YAYINLARI









Yitik Bilgi ve Hikmet
Bayram Ali Çetinkaya





İslam Medeniyetinin Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



İrfan ve Hikmet Peygamberi 
Bayram Ali Çetinkaya
   İNSAN YAYINLARI
   



   Şems-Mevlana Dostluğu
     Bayram Ali Çetinkaya
     İNSAN YAYINLARI
      


Medine'den Medeniyete

Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI