• Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
Üyelik Girişi
Videolar

Yeni Yayımlanan Kitaplar

   

İsmail Haqqi His Life Works and Views
Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

ibn rüşd (1. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek



ibn rüşd (2. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek




Dini ve felsefi metinler: Yirmibirinci Yüzyılda yeniden okuma, anlama ve algılama

Bayram Ali Çetinkaya(Editör)

Doğu-Batı: İki Dünyanın Buluştuğu Noktada Düşünce Günleri


Anasayfa

Yüksek sanatın değeri, hikmet ve ilmin üst düzeyde birleşmesiyle sübut bulur. Bilim ve felsefeden farklı olarak sanat, duygu, coşku ve sezginin müspet katkılarını kullanır. Olaylar, sanatın gerçekliğiyle ifade bulur. Ruh dünyasının zenginleşmesi ve derinleşmesi, yüksek sanatın üretilmesiyle zirveye taşınır. Uygarlığın bilim ve teknikle kalkınması, yüksek sanatın varlığı olmadan gerçekleşmez. Mimari ve teknolojideki ‘yaratıcı’ özgünlük, sanatın taşıyacağı değerlerle mümkündür. Nitekim bu yönüyle estetik ve zarafet, medeniyetin en önemli ayaklarından birisidir. Sanatçı da, bilim adamı da, filozof da, var olandan hareketle yeniyi ve özgünlüğü ortaya koyar. Diğer taraftan her şeyi Var Eden’in mükemmel sanatı, yüksek sanatın sürekli müracaat ettiği ana kaynaktır.
21.01.2021
Her toplum, ülke, millet kendine ait kendi sanatını üretmeyi amaçlar. Zira sanatın kültür ve medeniyetle doğrudan büyük bir ilgisi bulunmaktadır. Medeniyet inşasında, yüksek sanat; yüksek tefekkür, yüksek teknoloji, yüksek irfan/değer kadar önemlidir. Düşüncede derinlik ve anlatımda güzellik, sanatla gelişir, ilerleme kaydeder. Zihin, akıl ve hayal gücü terakki eder. Bunun sonunda bilim ve tekniğin mesafe alması kolaylaşır/gerçekleşir. İnsanın hayatını kolaylaştıran teknoloji, sanat ve estetiğin katkısıyla faydalı hale dönüşür. Sanatın, edebiyat gibi insanı tamir/tımar ve ıslah eden bir yönü bulunmaktadır. Şer, kötü ve çirkin, sanatla ayıklanır ve arınır; böylece en yüksek iyinin ve yüksek sanatın varlık bulmasını sağlanır. Sanat bir tür dildir, bazıları bunu ‘sezgisel dil’ olarak kabul etmektedir. Sanattaki estetik tavır ve eylemler, bir şekil/suret verme olduğu kadar, kendi bağlamında bir tür ‘ruh verme’ halini göstermektedir.
14.01.2021
İrfanın hedefi ve amacı, hakikate ulaştırmaktır. Amacın gerçekleşmesi için güçlü bir seziş olmalıdır. Bilmek ve anlamak, bu sezmeyi ruhlara taşıyan en önemli vasıtalardır. İrfan, kültürün karşılığı olarak da kabul edilmektedir. Bir başka ifadeyle irfan bir anlamda kültürdür. Dolayısıyla bilgi, zekâ ve tecrübenin iş birliğiyle zihin kemâle erer, böylece irfan inşa edilir. Nihayetinde biliş, anlayış ve güçlü seziş yeteneğiyle birlikte görgü ve sezgiden gelen ruh uyanıklığı irfanı ortaya çıkarır. Ruhun uyanmasıyla arınma başlar. Kendini bilmeye, tanımaya çalışan kimse, Rahman’a doğru hicrete ve miraca yönelir. İstikamet için, Rabb’i bilmek ve tanımak gerekir. Rabb’ini bilmeyeni Şeytan, nefis ve şehvet terbiye eder(!). Şerrin yolunu tercih edenler, irfan bahçelerinin nadide ıtırlarını duyamaz, güzelliklerini göremez. Ancak tefekkür etmek ve derin düşünmek ile yüksek irfana ulaşılabilir.
09.01.2021
Tekniğin ilerlemesi için, derin tefekküre ihtiyaç vardır. Çalışılan konu üzerinde yoğunlaşıldığında, Yaratan insana yardım eder, bilmediğini de öğretir, buldurur, keşfettirip icat ettirir. İcat ve keşif için sistemli ve planlı çalışmak gerekir. Sınırlar zorlanırsa, emekler verilirse, ter döküp, uykusuz kalıp, ıstırap ve çile çekilirse, Allah’ın yardımı ve izni ile yapılması imkânsız olanlar, mümkün hale dönüşebilir. Yüksek düşünmek, en ileri teknolojiye taşıyacaktır. Önce hayal etmek gerekir. Hayaller bütün kapıların anahtarıdır. Hayal etmenin, ikinci aşaması azmetmek olmalıdır. Daha sonraki aşamada sistematik ve planlı olarak çok çalışmak gereklidir. Hedefler ve amaçlar, önceden tespit edilip, zaaflar iyice analiz edildiğinde müspet yönler öne çıkacaktır. Böylece aşılmayan engeller aşılır, yapılamayanlar yapılır, gerçekleşemeyenler gerçekleşir. Bilgenin dediği gibi, bir sopayla dünya yerinden oynatılabilir.
31.12.2020
Tefekkür, sistematik düşünen bir toplumun inşasına çağırmaktadır. Dersler ve ibretler dünyasının şifrelerini çözmek için, ilâhî davet, tüm zamanlar ve mekanlar için geçerliliğini koruyan kutsal bir çağrıyı nida etmektedir. Bunun içinde, sevgi ve merhametin varlığı ise, mutlak bir zorunluluktur. Zira ‘aşkın’ çağrı, mekanik bir yeryüzü sâkinliğini talep etmemektedir. Nihaî hedef, ruhun arınarak dinginliğe ulaşmasıdır. İşte o makam ve mertebede, Hakk’ın rızası, İlâhî rıza vardır. Kenara çekilerek münzevi bir hal içinde düşünmek, Kutsal Çağrının şartlarındandır. Teker teker yapılan bu tefekkür, etkileyen ve körleştiren tüm önyargılardan kurtulmayı amaçlamaktadır. Hakikatte bu, samimi ve ciddi bir yüksek tefekkür çağrısıdır. Kapsamlı ve derin düşünmek, yaşam ve ölümün sırlarının büyük bir kısmını çözebilir. Hakk’ın izin verdiği ölçüde soruların cevapları verilir, yanıtı olmayan sorular çözüm için geleceğin gündemine terk edilir.
27.12.2020
Âkif’in torunu Selma’nın naklettiğine göre; annesi ve dayısına geçmişle ilgili sorular sorduğunda onların, “Selmacığım, tamam soruyorsun da eskileri anmak bizi hüzünlendiriyor, çok yaşlandık, annemizi, babamızı çok özledik, bizi fazla konuşturma.” diye cevaplar verdiğini anlatmaktadır. Selma, annesi ve dayısının babalarını, Kurtuluş Savaşı’ndaki yolculuklarını, yaşadığı zorlukları kendi aralarında ‘fısır fısır’ konuştuklarını da nakletmektedir. Torun Selma annesinin bir müddet sonra felç olduğunu ve hastaneye yatırıldığını; akabinde 93 yaşında, dayısının da ondan sonra vefat ettiğini, ölmeden önce de kendisine “Selmacığım, sen üzülme; annen vefat etti ama ben yanındayım, asla gitmeyeceğim” diyerek onu teselli ettiğini hüzünle anlatmaktadır.
17.12.2020
Emin, ne yazık ki, askerlikten terhis olduktan sonra kendisini içkiye verir ve yakınlarından uzak bir şekilde perişan bir hayat sürer. Sabahçı kahveleri ve hamamlar, artık onun ikamet yeridir. Yalın ayak bir şekilde şarap, ispirto ve esrar parası için hamallık yapar. 1939 yılında gelindiğinde, İstanbul zabıtası tarafından esrarkeş olarak tespit edilip yakalanır ve akıl hastanesine gönderilir. Burada bir süre kalan Emin, kendisine ulaşan bir baba dostu sayesinde Bursa Atatürk Çiftliği harasında kahya olarak çalışmaya başlar. Evlenir ve mutlu bir hayat sürer. Ancak 1963-64 yıllarında işinden çıkarılır. İstanbul’a döndüğünde, o tekrar esrara başlar. İki üç yıl sonra eşi de vefat edince yalnız kalır. Hayatını bitirmek amacıyla kendini içkiye ve esrara verir. Yine hastaneye yatılır. Bir müddet orada kaldıktan sonra Kasım 1966 yılında, Tophane’de, içinde kaldığı/yattığı terk edilmiş bir kamyonetin karoserinde ölü olarak bulunur.
17.12.2020
1925’den 1936 yılına kadarki dönemde, Âkif, çocuklarıyla ilgili birçok bilgiyi mektuplarında anlatır. Evlatları içinde Emin’in ismi daha çok geçmektedir. Mısır’a gittiği ilk seferinde, Türkiye’de kalan oğlu Emin ile ilgili aldığı bilgiler, Millî Şâirimizi çok üzer ve hüzünlendirir. Bunun üzerine yakın dostu Fuat Şemsi’den yardım talebinde bulunur. Ancak Emin’i, yanında Mısır’a götürdükten sonra onunla bizzat ilgilenir, eğitimiyle uğraşır. Oğlu Emin ile ilgili müspet gelişmelerden çok memnun olur ve dostlarıyla bu güzel durumu paylaşır. Ancak Mehmet Âkif’in oğlu Emin, askerliğini yapmak üzere Mısır’dan Türkiye’ye döndüğünde her şey yeniden başlar. Askerliğini Kırklareli’nde yapan Emin, bu dönemde kaldığı koğuştaki arkadaşlarına Kur’ân okuyup, tefsir yapar. Ancak bu durum, kışla içindeki bazı insanları rahatsız eder. Kışlada Kur’ân okuyup arkadaşlarına tefsir yaptığı gerekçesiyle Divan-ı Harb’e verilir.
17.12.2020
Sözde ilim erbabı, cehaletin gücüyle enaniyetin onu şımartmasıyla kendisini yarı-tanrı zanneder. Zanneder ki, bilgi, onunla kemâle erer. İnsanlığın kurtuluşunu kendisinde vehmeden bir “mesih”/kurtarıcıya dönüşür. Uyarıcı ve kurtarıcılık, onda birleşmiş, hakikat onda tecessüm etmiştir. Bilmez ki, Hatemü’l-Enbiya’nın (s) dediği gibi, “iman çıplaktır; onun örtüsü takva, süsü hayâ ve meyvesi ilimdir.” (Ebu Derda) İnsanların arasında nübüvvet makamına en yakın olanlar, ilim erbabı ve Allah yolunda çalışan ve savaşanlardır (cihad ehli). İlim ehli, insanlığı, peygamberlerin getirdiği ilahî ilke ve düzene yönlendirir. Cihad ehli olanlar ise, bu ilahî nizamı silahlarıyla muhafaza etmek için tüm varlıklarıyla mücadele ederler. (Ebu Nuaym)
10.12.2020
Tevazu ehli, Hakk’ın rızasına talip olan yüce gönüllü nahif kişidir. İnsanlardan ‘yüz çevirmeyen ve böbürlenerek’ yürümeyen mütevazı, kibir ve kendini beğenmişlikten uzak hayatı tercih eder. Tevazu, zarafetle güzellikleri taşır ve dağıtır. Yumuşaklığın bulunmadığı yerde, çirkinlik ve şer hayat bulur. Kötü ve şerri giderecek ise, tevazunun dili güzel sözden başkası değildir. Güzel söz, kendinden verilmiş bir infaktır, sadakadır. Yani güzel söz dağıtıldıkça tevazunun zâhir olup yaygınlaşmasına vesile olur. Affetmek ve bağışlamak, mütevazı olanın sıfatıdır. Bağışladıkça, affedenin şerefi, Hakk’ın huzurunda artar, ziyadeleşir. Rahman’ın nezdinde izzet ve şeref kazanmak, sade ve gösterişsiz olmakla gerçekleşir. Nihayetinde iman artar, ihlas kuvvetlenir, ihsan ziyadeleşir.
10.12.2020
 1  ...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret61305
15 Temmuz Destanı
Ayasofya Camii İbadete Açıldı
Yayımlanan Eserler


Sayıların Gizemi ve Tasavvufun Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
İnsan Yayınları


   İlkçağ Felsefesi Tarihi
Bayram Ali Çetinkaya 
İNSAN YAYINLARI









Yitik Bilgi ve Hikmet
Bayram Ali Çetinkaya





İslam Medeniyetinin Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



İrfan ve Hikmet Peygamberi 
Bayram Ali Çetinkaya
   İNSAN YAYINLARI
   



   Şems-Mevlana Dostluğu
     Bayram Ali Çetinkaya
     İNSAN YAYINLARI
      


Medine'den Medeniyete

Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI
YENİ ÇIKAN ESERLER

                                             
     

   



Doğudan Batıya Düşüncenin Serüveni Semineri


İzmirli İsmail Hakkı
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI