• Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
    • Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya
Üyelik Girişi
Videolar

Yeni Yayımlanan Kitaplar

   

İsmail Haqqi His Life Works and Views
Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

ibn rüşd (1. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek



ibn rüşd (2. cilt) (uluslararası ibn rüşd sempozyumu bildirileri) doğu-batı ilişkisinin entelektüel boyutu ibn rüşd'ü yeniden düşünmek




Dini ve felsefi metinler: Yirmibirinci Yüzyılda yeniden okuma, anlama ve algılama

Bayram Ali Çetinkaya(Editör)

Doğu-Batı: İki Dünyanın Buluştuğu Noktada Düşünce Günleri


Anasayfa

Berberlerin büyük, geniş tüylü fırçalarının, tutulacak kadar kısa olan ahşap sapları vardı. Fırçanın sabuna sürtülmesiyle büyük bir köpük kütlesi yüzü kaplıyordu. Sıcak suyun olduğu küçük tasın içine, daha da köpüklenmesi için sabuna sürtülmüş olan fırça konulur. Daha sonra, sakal tıraşı olan kimsenin yüzünde aşağıdan yukarıya doğru ritmik hareketlerle defalarca köpürtülür. Ve böylece yüz yumuşar ve adeta ona dikilmiş olan kılların/sakalın kesilmesi daha rahat, konforlu ve dipten olması sağlanırdı. Yine onların boğazlarına gelecek şekilde yüzleri yıkamak için bir tarafı yarım hilal şeklinde kesilmiş tıraş kapları vardı. Aslında tersinden kullanıldığında, tıpkı bir miğferi andırırdı.
03.07.2020
Eski zamanlarda, bazı fakir öğrencilerin evlerinde tıraş makinası bulunmadığı için saçları babaları tarafından koyun kırkma aletiyle (Makas, kırklık) ile kesilir. Ağzı düzgün olmadığı için, koyun kırkma aleti, saçların dalga dalga biçimsiz bir şekilde kesilmesine sebep olurdu. Okula gelemeyenler için de saç kesimi, tepesi /üstü olduğu gibi bırakılır. Öbür tarafları ‘sıfır’a vurulurdu. Bu saç kesimi, ya güneşten korunmak içindi veya adet öyleydi. Ama yine de göze kötü gözükmezdi. Babamın anlattığına göre, okullardaki uzun saça karşı olan tepki, aslında bitle savaşın bir parçasıydı. Zira, bit insanlara zarar vermiş, bizden öncekiler bitle ciddi bir mücadele yapmışlardı.
03.07.2020
Sonraki zamanlarda, Mustafa Amcam, ileri yaşlarında Dedemi tıraş etmeye başlar. Dedem, bazen berbere de giderdi. Ancak Dedem, çoğunlukla Amcamın tıraş etmesiyle saç kesimini hallederdi. Dedem, kendisinden belki de on-on beş yaş büyük olan abisi, Hacı Derviş’in yaşlılık dönemlerinde, her hafta gidip hem saç hem de sakal tıraşını büyük bir vazife olarak yerine getirirdi. Yaşlılığın verdiği birtakım sebepler dolayısıyla Abisinin kendisine yönelik eleştirilerine aldırmazdı. Böylece o, Derviş abisinin vefatına kadar kendisini sorumlu tuttuğu bu görevi hakkıyla yerine getirmeyi sürdürdü.
03.07.2020
Dedem’in, parmaklarla kavranabilen/uygulanabilen üç dört tane saç kesme makinası vardı. Bunlardan bir tanesini, ilk defa gittiği Hac/Hicaz’dan (Mekke-Medine) getirir. Diğerlerini de muhtemelen İstanbul’a manifatura için mal/kumaş almaya gittiğinde satın alır. Bu makinaları o dönemlerde (altmışlı-yetmişli yıllar) berberler de kullanırdı. Dedem’in tıraş makinaları, tahta kutu içinde bulunurdu. Bu şirin muhafaza, ince ahşaptan yapılmış, iç kapağında bir ayna bulunan orta büyüklükteki bir kutuydu. Tıraş makinalarını, işleri bittikten sonra, uçlarını yağlar bırakır ve bu kutunun içinde muhafaza ederdi.
03.07.2020
Akım olarak feminizm, aydınlanma asrı denen on yedinci yüzyılda iddialarını seslendirmeye başlar. Fransız filozoflar ve kadın entelektüeller, kadının sosyal ve siyasal haklarının savunuculuğuna soyunarak ‘erkekle eşit olması’ gerektiği tezini sürekli olarak güçlü bir şekilde işlemeye çalışırlar. Ancak bu hareket, basit bir kadın hakları konusu olarak sınırlı kalmayacaktır. Zaman içerisinde farklı ideolojiler, siyasî kanaatler ve kitle örgütleri, feminizm üzerinden seslerini duyurmaya çalışırlar. Bir bakıma, ‘kadın ve hakları’ konusu, araçsallaştırılarak siyasal ve cinsiyet tercihleri marjinal gurupların elinde, bir manivelaya dönüşme riskine karşı koyamaz.
30.06.2020
Akım olarak feminizm, aydınlanma asrı denen on yedinci yüzyılda iddialarını seslendirmeye başlar. Fransız filozoflar ve kadın entelektüeller, kadının sosyal ve siyasal haklarının savunuculuğuna soyunarak ‘erkekle eşit olması’ gerektiği tezini sürekli olarak güçlü bir şekilde işlemeye çalışırlar. Ancak bu hareket, basit bir kadın hakları konusu olarak sınırlı kalmayacaktır. Zaman içerisinde farklı ideolojiler, siyasî kanaatler ve kitle örgütleri, feminizm üzerinden seslerini duyurmaya çalışırlar. Bir bakıma, ‘kadın ve hakları’ konusu, araçsallaştırılarak siyasal ve cinsiyet tercihleri marjinal gurupların elinde, bir manivelaya dönüşme riskine karşı koyamaz.
30.06.2020
Ayasofya Camisi’nde akan sebiller, medeniyet ilim, hikmet ve irfan pınarlarının kesilmediğini gösterir. Sıbyanlara ve gençlere birikimini ve bereketini coşkun bir şekilde akıtır. Akan temiz ve berrak sular, gönülleri ve ruhları arındırır. Ayasofya bir peygamberler mekanıdır adeta. İbrahim Peygamber’in sofrasından çıkmışçasına, aşevinden yemekler pişer, kaynar ve lezzetini bulur. Nuh’un gemisinden dağıtılan aşurenin ikramı, yine bu ulu camide gerçekleşir. Musa, Nil’in bereketli sularını onun sebillerine taşır. Yeryüzünün en güzel sütunlarını, Süleyman, cinlerine taşıtır. Davud, elleriyle yaptığı işlemeli demir işlerini kapılarına takar. Yusuf, bu yüce mabedin gelir ve giderini vakfiyesine uygun bir şekilde harcamasının planını yapar. İsa, Ayasofya’da bilgelik sırrını açıklayarak ruhları diriltir. Son Peygamber Hz. Muhammed (s), yaklaşık dokuz asır önceden atası İbrahim’in getirdiği iki dinin temsilcilerine ibadet mahalli olan mabedin bulunduğu şehrin fethini müjdeler.
23.06.2020
Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya'nın, Milli Mecmua Dergisi'nin 14. sayısında (Mayıs-Haziran 2020) yayımlanan, "Tanrı İnsan İlişkisi Üzerinden Felsefî Anlayışların Mahiyeti ve Eleştirisi" başlıklı makalesini okuyabilirsiniz.
17.06.2020
Kutsal Bilgelik (İlahî Hikmet) anlamına gelen Ayasofya’nın, Hz. İsa’dan üç asır sonra birinci inşası gerçekleşir. Aslında bu ulu mabet, tarihte aynı yere üç defa inşa edilen ender yapılardan biridir. Bugünkü Ayasofya ise, Üçüncü Ayasofya olarak bilinmektedir. İsyanlar, ayaklanmalar, işgaller, depremler ve yangınlar nazlı bir azize/gelin olan Ayasofya’nın tarihini etkiler. Birinci ve İkinci Ayasofya’dan kalıntılarla birlikte Hikmet Mabedi, günümüze kadar gelebilmiştir. Zaman zaman çöken, yıkılan ve hasar gören büyük kubbe, Mimar Sinan’la huzur ve güvene kavuşur. Artık zarar görmekten müstağni bir hale gelir. Bizanslıların, ‘meleklerin taşıdığına’ inandığı Ayasofya’nın geniş kubbesi, Sinan’ın istinat duvarlarıyla teminat altına alınır.
16.06.2020
Fetih, Peygamber’in anlattığı kutlu ‘sadık’ rüyadır. Hendek’te vurulan balyoz, önce Kisra’nın sonra da Bizans’ın sütunlarını yerle bir eder ve büyük fethin muştusu ulaşır. İbrahim’in dini üzere Ehl-i Kitap Bizans, şirkin ve putların ülkesi kadim İran’ı yenerek Mekke’nin fethini müjdeler. Tevhidin ruhu, pagan ülkesini yerle bir ederek, aşkullah’ın gücünü gösterir. Fetihler, tevhidin gücünü sağlamlaştıran ve ayakta tutan ana sütunlardır. Bu sütunlar, yok edici zâlimlere, saraylarına ve ordularına karşı, vahdetin sembolleridir. Hakkın ve bâtılın sınırları, fetihle tespit edilir. Bundan dolayı fetih, hakikatin terazisidir. Bâtılın, fetih diyarında hükmü yoktur.
10.06.2020
 1  ...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret52558
YENİ ÇIKAN ESERLER

                                             
     

   



Doğudan Batıya Düşüncenin Serüveni Semineri

Yayımlanan Eserler

Yitik Bilgi ve Hikmet
Bayram Ali Çetinkaya





İslam Medeniyetinin Dinamikleri
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI



İrfan ve Hikmet Peygamberi 
Bayram Ali Çetinkaya
   İNSAN YAYINLARI
        İlkçağ Felsefesi Tarihi
Bayram Ali Çetinkaya 
İNSAN YAYINLARI


   Şems-Mevlana Dostluğu
     Bayram Ali Çetinkaya
     İNSAN YAYINLARI
      


Medine'den Medeniyete

Bayram Ali Çetinkaya
İNSAN YAYINLARI

İzmirli İsmail Hakkı
Bayram Ali Çetinkaya
 İNSAN YAYINLARI